Ana içeriğe atla

Düğün, Rakîb, Aşuk ile Maşuk ve Karı-Koca

Merhabalar canım benim. 
Öncelikle belirtmeliyim ki başlığımızın tam tersi yolunu izleyeceğiz. 
Düzenim biraz alakasız bugünlerde, buraya da yansıdı sanırım. 
E zaten halim ne ise, neye merakım varsa "Hadi gel paylaşalım." zihniyetinde olduğum için girişmiştim bu diyara.
Bu yazıda biraz dil çalışması, araştırması yapacağız. 
O yüzden şu sözü benliğinize bırakıp konumuzla ilişik şarkımızı alalım ve koyulalım Yol'a.

“Dil, kelimelerin kanunlarını bilmektir.”

                                                                  Fârâbî



Bir yol haritamızı çizelim ki omurgamız belli olsun. 
Çağrıştıracaklar bize anlam katsın.
  1. Karı-Koca kelimelerinin üzerinde duracağız biraz
  2. Aşuk ile Maşuk
  3. Can Gerek
  4. Rakîb
  5.  Cânâ rakîbi handân edersin
  6. Barış-Ayşegül'ün Düğünü
  7.  Bakara;187

"Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini.
Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür… Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla. Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…"

Vallahi Kadınlar Kulübü de demiş. Ben demedim bunu efendim, yanlış olmasın.
Bunlar hep bakış açıları, hep.
Şahsi kabul edilmiş doğrular değil.
Sadece doğrularımı, tüm benliğimce kabul ettiklerimi paylaşmam burada çünkü amacım o değil.
Amacım yansıttıklarım, sekilecek taşlarımızın üzerinden vardığımız farklı diyarlardan birbirimize çiçekler getirip bir bahçe düzenlemek.
E daha getirmediniz.
Beklerim.

Devam ediyoruz "karı-koca" meselesine daha derin incelemeye girerek böyle yüzeysel olmaz.
Karı TDK Sözlük
 http://www.tdksozluk.com/s/kar%FD/
1.(genellikle iyelik ekleriyle) Bir erkeğin evlenmişolduğu kadın, eş, refika, zevce.
2.Kadın.
3.Yaşlı, ihtiyar. 

Karı, Eski Türkçede ka (yakın, akraba) diye bir kelime vardır. Ve bu kelimeden –rı isimden isim yapma eki ile “yakın olan, yakında bulunan, en çok yakın” gibi anlamlara gelen “ka-rı” kelimesi yapılmış. Şimdi düşünelim bir kere “bir erkeğe acaba karısından daha yakın” kimse var mıdır? Erkeğin karısı, anasından, babasından, kardeşinden vs. daha yakındır. Bu yakınlığı eskiden Arapçadan alınmış bulunan “karabe / karabet” ile ifade ediyorlardı. Evliliği de “karabet kurmak” deyimiyle… Bizdeki “karı-koca olmak”la aynı anlama geliyor.
  “Koca(1)”, Eski Türkçede kuç-mak (kucaklamak, sarmak” kelimesi var. İşte bu “erkek eş” anlamındaki “koca” da buradan gelmekte, kuç-a > koç-a / koca “kucaklayan, saran ve koruyan” anlamını taşıyor.
 http://ycagbayir.wordpress.com/2008/04/09/kari-koca-meselesi/
Keben ve çevresinde Karı kelimesi karımış (Karıkmış), yani yaşlanmış olan kadın anlamında kullanılmaktadır. Yaşlanmış erkeğe de "G(K)oca denir. O da kocamak (Kocalmak) fiilinden oluşturulmuş bir kelimedir. Karı kelimesi "karıkmak" fiilinden geliyor demiştik.
 Hemen bakalım Çağatayca anlamına.
http://tr.wiktionary.org/wiki/kar%C4%B1kmak
[1] Pir, ehtiyarlanmak, karılanmak, kartlanmak
 Kocalmak ise aşağıdaki adreste şu şekilde belirtilmektedir:
Kocalmak: Kocamak, yaşlanmak, ihtiyarlamak.

 http://www.turkuler.com/sozluk/sk.asp

Çözümlemeyi çok fazla uzatmak istemiyorum ama şimdi tırnak içerisinde verilmiş 2 adet yazı ekleyeceğim. Dileyenler o kısımları atlayabilirler. Ama Karı-Koca hususunun derinlliklerini merak edenler eklediğim parçalarını ve dahasında ilgili linklerden yazıların bütünlerini de okuyabilirler.
Atlanırsa da karalamanın-derlemenin anlam bütünlüğü bozulmaz.

Türk tarihinin derinliklerine gidelim:
"Bilebildiğimiz zamanlarda devletin başındaki kişiye Kağan, onun eşine de Katun denilirmiş eskiden. Sonraları K harfinin yerini H harfi almış ve Hatun olmuş. Daha sonra Katun kelimesi kadın olarak söylenmeye başlanmış.Bugünkü anlamda söyleyecek olursak Katun, Kraliçe demek. Kağan da Kral. Veya günümüzdeki İngilizce anlamıyla söyleyecek olursak; Katun, First Leydi, Kağan da Cumhurbaşkanı.
Bu anlam sadece Kağan ve Katun arasında değil, bütün Türk ailelerinde böyledir. Evli bir kadın, evdeşi olan erkeğin kadını, yani kraliçesidir. Erkek de evinin kağanı, yani bugünkü anlamda cumhurbaşkanıdır. Yalnız cumhurbaşkanı ve eşiyle, eski Kağan-Katun ilişkileri biraz farklıdır. Cumhurbaşkanının yetkileri bizde çok fazla değildir. Eşinin ise  devlet idaresinde hiç yetkisi yoktur. Oysa eskiden Kağan'ın buyruğunun altında Katunun imzası yoksa, millet onu dinlemezmiş. Türk kadınına verilen değeri varın siz hesabedin. " *
* http://www.iyidersler.8m.com/karikelimesiayipmi.htm

"Dilbilimciler "karı" kelimesinin "karın" kelimesinden türediği görüşündedir. Çünkü insan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesine ad olan karın rahmi de içerir. Bundan dolayı Türkçe'de çocuğun doğumundan önceki dönem için "ana karnında iken" tabiri kullanılır. Kök itibariyle Sümerce "agarin"den veya Bulgarca "korem"den de geldiği söylense de anlamda pek değişiklik yapmıyor bu. Dolayısıyla karı, evlenmiş ve rahmini çoğalmaya veya üremeye açmış olan kişinin örf ve hukuktaki karşılığıdır."**
**http://www.milligazete.com.tr/makale/zevce-es-ve-kari-149740.htm

 Birde anlamlar bukadar ağır ve derinken düğünlerde şunları yapanlar var.
Ama ne yalan söyleyeyim bende şu Dayının yaptığını yapmak istemişimdir hani.

 

 Aşuk ile Maşuk

 Bir ortaoyunudur.
Divan edebiyatında en sık kullanılan mazmunlardandır.
Bir de aşuk ile maşukun kavuşmasını engelleyen, 3. kişi rakib vardır.
Rakib
http://tr.wikipedia.org/wiki/Rak%C3%AEb_%28%C4%B0slam%29
 Rakîb, görüp gözeten, murâkebe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alandır. Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan demektir.


Aşuk; aşık olan, maşuk; kendisine aşık olunandır.
Divan edebiyatında maşuk: cefaları bile hoş görülen, bir bakışıyla aşığını öldüren, aşığın bir kere görmek için canını feda edebileceği sevgilidir.
Tasavvuf edebiyatında açık bir şekilde
Maşuk'tan kasıt Allahtır ve Allah tek sevgilidir.
Aşuk ise; aşık olan, her daim sevgilisi için acı çeken, maşuğun bir bakışı için canını verebilecek kişidir.
Tasavvuf edebiyatında Aşuk; kendini Allah sevgisine ulaşmaya adamış, kamil insan olma çabası içerisinde, dünyevi hislerinden sıyrılmış kişidir.
Genel olarak edebiyatta aşuk ile maşuk, ya rakib dolayısıyla ya da maşuğun cefaları, aşığı hor görmesi nedeniyle kavuşamazlar.

http://www.mozaikdergisi.com/links/cocuk%20kulubu/links/02%20asik%20ve%20masuk/asik%20ve%20masuk.html
Aşuk ile Maşuk Hikayeleri, Şiirleri şahane bilgiler için linktir.

Can Gerek
...
Biz sevdik aşık olduk sevildik maşuk olduk
Her dem yeni dirlikte sizden kim usanası 
...
 Yunus Emre
Şiirin tamamı için http://www.antoloji.com/can-gerek-siiri/



Cânâ rakîbi handân edersin
Ben bî-nevâyı giryân edersin
Bîgânelerle ünsiyyet etme
Bana cihânı zindân edersin
Beste-Güfte: Giriftzen Asım Beye ait olup eser Uşşak makamındadır.

Zaten kelimsesizlik hakkında konuşmuştuk ve anlamasakta tam ne demek istediğini bu eserin,bizlerde oluşan anlam bana yetiyor fakat bilgilenmemizden zarar gelmez, valla.
Ki burada Zeki Müren gibi bir büyük üstat bu eseri yorumlamışken, eller , mimikler enfes.

"Câna râkîbi hândan edersin".
Câna, sevgili anlamındadır.
 "Hândan etmek" ise güldürmek anlamında.
Rakib bilinen anlamında rakip değildir.
Bildiğimiz "rakip", veya "düşman" demek asla değil.
Çok daha ince bir anlam saklı. http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliyayin/ydinikavramlaryazdir.asp?id=1568
 Gözetmek, beklemek, bir şeyi koruyup muhafaza etmek, sakınmak, göz önüne almak anlamlarındaki "r-k-b" kökünden türeyen rakîb gözcü, murakıb, bekçi, koruyucu demektir. Çoğulu rukabâ'dır.

Buradaki Rakib, Câna diye seslenilen sevgilinin yanında bulunan onun hem arkadaşı hem ablalığını-dadılığını yapan bir nevi arkadaş-hizmetkar tadında yardımcısı-koruyucusudur.
Eskiden evlerin küçük hanımları, yolda sokakta, çarşıda pazarda yalnız dolanmazlarmış.
Yanlarında bir arkadaşları olurmuş. O arkadaş ki, yaşı küçük hanımdan biraz büyükçe bir nevî arkadaş-dadı rolünde olurmuş. Kendisi ile gezer, tozar, eğlendirir bir yandan da yanlış yapmaması gereken konularda kendisine akıl-fikir kaynağı olurmuş. Etraftaki tehlikelere ve yazılmaya çalışan delikanlılara karşı da dikkat etmesi de misyonlarından biriymiş. İşte bu arkadaş-dadıya eskiden "rakîp" denirmiş efendim. 
Eserin ilk mısrasında diyor ki : "câna rakibi hândan edersin". 
Yani; sevgilim, canım ben senin yüzünden öyle bir durumdayım ki, şu rakîp olacak cadoloz karı halime gülüyor, "handan oluyor. Tatlı bir serzeniş.
 "Ben bî nevâyı, giryan edersin". Nevâ, ses seda demek. Bî neva ise, sessiz, sedasız, sakin anlamına gelmekte.
Giryan etmek ise ağlamak.
Yani diyor ki delikanlı, benim gibi sessiz birini ağlatırsın, inletirsin...

Bîgâneler, yabancılar; Ünisiyyet etmek ise, arkadaşlık, dostluk kurmak demek oluyor.
Yabancılarla dostluk etme be güzelim diyor 3. mısrada delikanlı kardeşimiz.
ve ekliyor,
Bana diyor,
Cihanı zından edersin.
 http://www.itusozluk.com/goster.php/cana+rakibi+handan+edersin


 Gelin evi,



 Kayınpederle,


Dans.
Ayşegül-Barış 14.07.2012

 Kuran-ı Kerim'de Bakara;187 de şöyle geçer:
"hünne libasun leküm ve entüm libasun lehünne"
Mealen;
"Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz."
 http://www.kuranmeali.org/2/bakara_suresi/187.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Onlar, Aşuk ile Maşuk her ilişkinin süreci gibi "rakîbleri" aştılar, Karı-Koca oldular.
İnşallah ömür boyu mutlu olurlar.
Canlarım benim.
Dostcanlısı, güleç, samimi, candan kardeşlerim benim.
Hepimize rakibler etrafında kolaylıklar diliyor ve bu sıcaklarda buharlaşarak uzaklaşıyorum.
Size bir düğün videosu bırakarak.
Eyvallah.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öyle bir ölsem Öyle bir ölsem çocuklar Size hiç ölüm kalmasa.

Konu o kadar ağır ki, üzerine yorum yapmayacağım.

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Srebrenitsa_katliam%C4%B1 1995 yılı temmuz ayında katledilen 10.000 kişi içinden  4 yaşında küçük bir çocuk ölmeden hemen önce annesine  “çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne ?”  diye sorar... Öyle bir ağlasam     Öyle bir ağlasam çocuklar     Size hiç gözyaşı kalmasa.
    Öyle bir aç kalsam     Öyle bir aç kalsam çocuklar     Size hiç açlık kalmasa.
    Öyle bir ölsem     Öyle bir ölsem çocuklar     Size hiç ölüm kalmasa. Aziz Nesin

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk.Nazım Hikmet Ran

Baykuş uğursuz mudur, bilge midir? Batı-Doğu ve Toplum-benlik açısından bir derleme

Birileri uğursuz diyor, birileri saygı duyuyor bu canlıya.
Bu minvalde ilerleyip bir çözümleme haddinde olmayarak, toplumumuzun ve benliklerimizin değerleri hakkında bir düzenleme olacak bu yazı.
Buyur sergüzeştime kardeşim benim.

Batı'da ve Doğu'da farklı değerlendirilen bu canlı, bilgiye karşı pragmatist ve pesimist olan kitlelerin farklı yorumları olarak geliyor bana. Açıklayayım.
Buyrunuz:

Baykuş, aklın tanrıçası Athena'nın simgesidir . Bu nedenle Batı'da pekçok kitabevi baykuşu kendi logosunda kullanagelmiştir. Baykuş, Amerika'da aklı, Hindistan'da kötü şansı sembolize eder.
Batı Avrupa'nın çoğu bölgesinde baykuş, gündüzleri kör ve çaresiz olduğu için aptallığın sembolüdür.
Kardeşimiz, canımız bu garip canlının, bilgeliğin sembolü olduğu söylenir.
İlkçağ'da bilgeliğin simgesidir.
Mimarsinan üniversitesinin de sembolüdür.
Ülkemizde uğursuz olarak görülse de baykuşun bizi kötü güçlerden koruduğuna inananlar da vardır.
Felsefenin simgesi, bilginin…

Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”, “Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl”, Biat kültürü ve Mankurtlaşmak

Merhaba canlarım benim. Çokça ara verdik farkındayım ama yorucu, kendimce derinlere indiğim bir çözümleme yazısıyla karşınıza dikilmiş bulunmaktayım, yine. Size tüm samimiyetimle gülümseyerek kendimi, halimi, tavrımı, cüretimi tekrar bildirmek gereğinde  hissediyorum.
Ben size hiç farkedilmemiş ya da çok zengin bir bakış açısının sonuçlarını verebileceğimin cüretinde değilim. Bir çıkalım yola, benim dizdiklerimle Sizler benden öte diyarlarda gezersiniz keyfine niyetimdendir bütün emeğim.   Hadi Yol'a çıkalım.

“Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.” 25.08.1924 İrfan üzerineMuradını anlarız ol gamzenin izanımız vardır,Belî söz bilmeyiz ama biraz irfanımız vardır.NedimCemil Meriç (Aydınların Dini: İzm’ler) Bu ülkeÂRİF'İN İRFANINA 'MÂRİFET' DENİLİR!ahmedhulusiTasavvufta kişinin ulaşabileceği dört ana düzlemKimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl. Tevfik Fikret (kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol ka…